Şehirler

Singapur Kıtlığı Nasıl Fiyatlandırıyor?

Singapur’da Marina Barrage seti ve arkasında biriken tatlı su haznesi
Fotoğraf: Bob Tan · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Küçük bir ada ülkesi, üzerinde beş milyonu aşan bir nüfus. Doğal kaynak yok denecek kadar az; tarım alanı, akarsu ve maden yok. Böyle bir yerde yönetimin merkezî sorunu tek kelimeyle tanımlanabilir: kıtlık.

Kısaca: Singapur’un yönetim mantığını tek cümlede toplamak mümkün: kıt olan şey ücretsiz bırakılmaz. Su, arazi ve yol kapasitesi — üçü de sınırlı ve üçü de açıkça fiyatlandırılıyor ya da üretiliyor. Suda hedef kendi kendine yetmek: adanın büyük bölümü yağmur toplama havzası, nehir ağızları barajlanıp tatlı su haznesine çevrildi. Araba sahibi olmak için ise önce on yıllık bir hak satın alınıyor.

Su: Dışa Bağımlılıktan Çıkmak

Kuruluşunda içme suyunun önemli bölümü komşu ülkeden borularla geliyordu ve bu, sözleşmelere bağlı bir düzendi.

Bir ülkenin suyunu başka bir ülkeden alması, yalnızca ticari değil siyasi bir bağımlılıktır: anlaşmazlık çıktığında su, pazarlık masasında bir koz hâline gelir. Bu nedenle su, ülkenin güvenlik meselesi olarak tanımlandı.

Bunun üzerine kurulan sistem dört kaynağa dayanır:

  • İthal su — sözleşmeye bağlı, azaltılmak istenen kaynak.
  • Yağmur toplama — adanın büyük bölümü toplama havzası ilan edildi; yağmur suyu kanallarla haznelere yönlendiriliyor.
  • Geri kazanılmış su — atık su ileri arıtmadan geçirilip yeniden kullanılıyor.
  • Deniz suyu — tuzu alınarak içme suyuna çevriliyor.

İkinci kalemdeki çözüm özellikle dikkat çekicidir. Adadaki akarsular kısa ve küçüktür; denize döküldükleri yerde suları tuzlanır ve kullanılamaz hâle gelir.

Yapılan şey şudur: nehir ağzına bir set çekildi. Set, denizin içeri girmesini engeller; nehrin getirdiği tatlı su ise arkada birikir. Böylece şehrin ortasındaki haliç, bir tatlı su haznesine dönüştü.

Aynı yapı üç işi birden görür: su depolar, gelgit ve yağmur birleştiğinde alçak kesimleri su basmasını önler, ve durgun tatlı su yüzeyi bir kullanım alanı yaratır. Viyana’daki taşma kanalında gördüğümüz “boş duran hacme ikinci işlev verme” mantığının bir başka örneğidir.

Geri kazanılmış su ise ayrı bir sorun doğurdu: teknik değil, algı sorunu. Çözüm, suyun büyük bölümünü doğrudan musluğa değil sanayiye vermek oldu — özellikle çok saf su isteyen elektronik üretimine. Kalanı ise haznelere karıştırılarak sisteme döndürülüyor.

Arazi: Kıt Olan Şey Üretiliyor

İkinci kıtlık arazidir ve buradaki yaklaşım daha doğrudandır: arazi üretiliyor.

Kıyılar doldurularak ada büyütüldü; bağımsızlıktan bu yana yüzölçümü yaklaşık dörtte bir oranında arttı. Şehrin en bilinen bölgelerinden bazıları, elli yıl önce denizdi.

Dolgu için büyük miktarda kum gerekir ve ada bunu kendi içinden çıkaramaz. Kum uzun süre komşu ülkelerden ithal edildi; ancak kum çıkarmanın kıyıları aşındırması ve nehir yataklarını bozması nedeniyle bu ülkeler ihracatı kısıtladı.

Bunun üzerine yöntem değişti: daha az kum isteyen teknikler denenmeye başlandı — çevresi setle çevrilip içindeki su boşaltılan alanlar, yani Hollanda usulü polder mantığı. Ayrıca yeraltına depo, otopark ve tesis inşa ederek aşağı doğru genişleme yolu seçildi.

Yol: Kapasitenin Açık Fiyatı

Üçüncü kıtlık en ilginç olanıdır, çünkü çoğu ülkede kıt sayılmaz: yol kapasitesi.

Bir yolun taşıyabileceği araç sayısı sınırlıdır. Çoğu yerde bu sınır trafik sıkışıklığıyla dayatılır: herkes yola çıkar, yol dolar, yolculuk süresi uzar. Yani bedel zamanla ödenir ve kimse bu bedeli seçmez.

Burada bedel parayla ve önceden alınır. Araba satın almadan önce, o arabayı on yıl boyunca yolda tutma hakkı satın alınmalıdır ve bu hak ihaleyle dağıtılır. Her dönem sınırlı sayıda hak açılır, isteyenler teklif verir, fiyat talebe göre oluşur.

Sonuç, araç sayısının doğrudan denetlenmesidir: yönetim kaç araba olacağına karar verir, piyasa ise bunların kimde olacağına. Buna ek olarak yoğun bölgelere girişte saate göre değişen ücret alınır.

Bu politikanın açık bir mantığı vardır: ada küçüktür, yeni yol yapacak yer yoktur, dolayısıyla talebi kısmaktan başka seçenek kalmaz. Tartışmalı yanı ise şudur: kıtlığı fiyatlandırmak, onu gelire göre dağıtmaktır.

Buna karşı dengeleyici olarak konut alanında tam tersi bir yol izlenir: nüfusun büyük çoğunluğu kamu eliyle yapılan konutlarda oturur ve bu konutlarda bina ölçeğine kadar inen etnik oran kuralları uygulanır — aynı kıtlık mantığı, bu kez fiyata değil kotaya bağlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Singapur’un yönetim mantığı ne?

Kıt olan şeyin ücretsiz bırakılmaması. Su, arazi ve yol kapasitesi sınırlıdır ve üçü de ya açıkça fiyatlandırılır ya da üretilir.

Su neden güvenlik meselesi sayılıyor?

Kuruluşunda içme suyunun önemli bölümü komşu ülkeden borularla geliyordu. Bir ülkenin suyunu başka bir ülkeden alması siyasi bir bağımlılıktır; anlaşmazlık çıktığında su pazarlık kozuna dönüşür.

Dört kaynak neler?

İthal su, yağmur toplama, geri kazanılmış su ve tuzu alınmış deniz suyu. Adanın büyük bölümü toplama havzası ilan edilmiştir.

Nehir ağzına neden set çekildi?

Adadaki akarsular denize döküldükleri yerde tuzlanıp kullanılamaz hâle geliyordu. Set denizin içeri girmesini engeller, nehrin tatlı suyu arkada birikir; böylece haliç tatlı su haznesine dönüştü.

Bu set başka ne işe yarıyor?

Üç işi birden görür: su depolar, gelgit ve yağmur birleştiğinde alçak kesimleri su basmasını önler ve durgun tatlı su yüzeyi bir kullanım alanı yaratır.

Geri kazanılmış su nereye veriliyor?

Büyük bölümü doğrudan musluğa değil sanayiye, özellikle çok saf su isteyen elektronik üretimine. Kalanı haznelere karıştırılarak sisteme döndürülüyor; bu bir algı sorununa verilmiş pratik bir yanıttır.

Arazi nasıl büyüdü?

Kıyılar doldurularak. Bağımsızlıktan bu yana yüzölçümü yaklaşık dörtte bir oranında arttı; en bilinen bölgelerden bazıları elli yıl önce denizdi. Kum kısıtlanınca polder mantığı ve yeraltına genişleme denenmeye başlandı.

Araba sahibi olmak neden ihaleye bağlı?

Yol kapasitesi sınırlıdır ve yeni yol yapacak yer yoktur. Çoğu yerde bu sınır trafik sıkışıklığıyla dayatılır, yani bedel zamanla ödenir; burada bedel parayla ve önceden alınır. Yönetim kaç araba olacağına karar verir, ihale bunların kimde olacağını belirler.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şehirler kategorisinden

Tümü →