Aynı enlemde, birbirine yakın iki nokta bambaşka iklimlere sahip olabilir — tek koşulla: aralarında yükselti farkı varsa. Dağ iklimi, coğrafyanın dikey eksende işlediği yerdir.
Kısaca: Yüksek dağ ikliminin belirleyicisi enlem değil yükseltidir. Sıcaklık her 100 metrede yaklaşık 0,5–0,6 derece düşer; bu yüzden bir dağa tırmanmak, kuzeye doğru yüzlerce kilometre yol almaya benzer. Sonuç, yamaç boyunca üst üste dizilen bitki kuşaklarıdır. İki sınır bu kuşakları ayırır: ağaçların yetişemediği orman sınırı ve karın yaz boyunca erimediği kalıcı kar sınırı. Bakı da en az yükselti kadar belirleyicidir.
Yukarı Çıkınca Neden Soğur?
Sezgi tersini söyler: yükseldikçe Güneş’e yaklaşırız, öyleyse ısınmalıyız. Gerçekte iki neden soğumayı zorunlu kılar.
Birincisi, havayı ısıtan Güneş değil yeryüzüdür. Güneş ışını atmosferi geçerken onu doğrudan çok az ısıtır; asıl ısınma, ışığı soğuran yeryüzünün havayı alttan ısıtmasıyla olur. Isı kaynağından uzaklaştıkça sıcaklık düşer.
İkincisi, hava yükseldikçe genleşir. Yukarıda basınç düşük olduğu için yükselen hava kütlesi genişler ve genişlerken soğur.
Bu düşüş kabaca düzenlidir: her yüz metrede yaklaşık yarım derece. Bin metre tırmanmak, sıcaklık açısından beş dereceden fazla soğumak demektir.
Dağ İkliminin Diğer Özellikleri
- Yağış yükseltiyle artar — ama sonsuza kadar değil. Nemli hava yamaç boyunca yükselirken yağış bırakır; belirli bir yükseltiden sonra hava nemini tükettiği için yağış yeniden azalır.
- Günlük sıcaklık farkı çok büyüktür. Atmosfer ince ve kuru olduğu için gündüz güneş yakıcı, gece ısı kaybı hızlıdır. Yazın gündüz tişörtle gezilen bir yaylada gece don olabilir.
- Güneş ışınımı serttir. İnce atmosfer, morötesi ışınları daha az süzer; kar da ışığı yansıtarak etkiyi ikiye katlar. Dağda güneş yanığı beklenenden hızlı olur.
- Basınç ve oksijen azalır. Yaklaşık iki buçuk kilometrenin üzerinde vücut zorlanmaya başlar; yükseklik hastalığı bu yüzden görülür.
- Rüzgâr güçlüdür. Yüzey sürtünmesi az olduğu için yüksek kesimlerde rüzgâr hızı belirgin biçimde artar; hissedilen sıcaklığı daha da düşürür.
Bitki Kuşakları: Dikey Coğrafya
Sıcaklık yükseltiyle düzenli olarak düştüğü için bitki örtüsü de yamaç boyunca katmanlar hâlinde dizilir. Bir dağın eteğinden zirvesine tırmanmak, iklim kuşakları açısından kutuplara doğru yol almaya benzer.
Tipik sıralama şöyledir: en altta bölgenin genel iklimine ait bitki örtüsü, üzerinde geniş yapraklı ormanlar, daha yukarıda iğne yapraklı ormanlar, sonra bodur çalılar ve dağ çayırları, en üstte ise kayalık ve kalıcı kar.
Bu diziyi iki sınır belirler:
- Orman sınırı: Ağaçların artık yetişemediği yükselti. Yaz sıcaklığının ağacın büyümesine yetmediği noktadır; sınıra yakın ağaçlar bodurlaşır ve rüzgârın etkisiyle eğik büyür.
- Kalıcı kar sınırı: Kışın düşen karın yaz boyunca erimediği yükselti. Bu sınırın üzerinde kar birikmeye devam eder ve yeterli kalınlığa ulaşırsa buzul oluşur.
İkisi de sabit değildir: enlem arttıkça her iki sınır da alçalır. Ekvatora yakın dağlarda kar sınırı beş kilometrenin üzerindeyken, kutuplara yakın dağlarda deniz seviyesine iner.
Bakı: Aynı Dağın İki Yüzü
Dağ ikliminde çoğu zaman gözden kaçan etken bakıdır — yani yamacın hangi yöne baktığı.
Kuzey yarım kürede güneye bakan yamaç güneş ışığını daha dik açıyla alır; daha sıcak ve daha kurudur. Kuzeye bakan yamaç ise gölgede kalır, serin ve nemli olur, karı daha geç erir.
Sonuç arazide çıplak gözle görülür: aynı dağın iki yamacında farklı bitki örtüsü, farklı orman sınırı, hatta farklı yerleşim düzeni bulunur. Yerleşimler ve bağlar geleneksel olarak güneye bakan yamaçlarda kurulur; ormanlar kuzey yamaçlarda daha yukarıya çıkar.
Türkiye’de Yüksek Dağ İklimi
Türkiye ortalama yükseltisi fazla olan bir ülkedir; bu nedenle dağ iklimi geniş alanlarda görülür. Doğu Anadolu’nun yüksek platoları, Toroslar’ın üst kesimleri ve Kaçkarlar’ın zirve bölgesi başlıca alanlardır.
Bu iklimin en görünür kültürel sonucu yaylacılıktır: yazın alçak kesimler sıcaklaşıp otlaklar kuruyunca sürüler serin ve yeşil kalan yüksek çayırlara çıkarılır. Yaylacılık bir gelenek olduğu kadar, dikey iklim farkına verilmiş pratik bir yanıttır.
Aynı fark, kış turizminin neden belirli yükseltilerde yoğunlaştığını da açıklar: kar örtüsünün yeterli kalınlıkta ve yeterince uzun süre kalması, ancak belirli bir yükseltinin üzerinde mümkündür.



