Pasifik Okyanusu’nun ortasında olan bir şey, Avustralya’da kuraklık, Peru’da sel, Doğu Afrika’da mahsul kaybı yaratabiliyor. Bu bağlantının adı El Niño — ve aslında bir salıncağın iki ucundan biri.
Kısaca: Normalde Pasifik’te sürekli esen rüzgârlar sıcak yüzey suyunu batıya iter; boşalan doğu kıyısında ise derinden soğuk ve besinli su yükselir. El Niño, bu rüzgârların zayıflayıp sıcak suyun doğuya geri kaymasıdır; yükselim durur, balıkçılık çöker ve yağış haritası dünya çapında kayar. La Niña ise tam tersi — rüzgârlar güçlenir. Türkiye’ye etkisi ise zayıf ve dolaylıdır; buradaki havayı başka bir sistem belirler.
Önce Normal Durum
Tropikal Pasifik’te sürekli esen rüzgârlar doğudan batıya doğru eser. Bu rüzgârlar yüzeydeki ılık suyu önlerine katıp batıya biriktirir. Sonuçta okyanusun batı ucunda kalın bir sıcak su tabakası oluşur; deniz seviyesi bile orada birkaç on santimetre daha yüksektir.
Doğu tarafta, yani Güney Amerika kıyısında ise tersi olur: yüzey suyu sürekli uzaklaştırıldığı için yerini doldurmak üzere derindeki soğuk su yükselir. Bu su besin bakımından zengindir; dünyanın en verimli balıkçılık alanlarından biri bu sayede oluşmuştur.
Yağış da bu düzeni izler: sıcak suyun biriktiği batıda bol yağış, soğuk suyun yükseldiği doğuda kuraklık görülür.
El Niño: Denge Bozulunca
Birkaç yılda bir bu rüzgârlar zayıflar, hatta yön değiştirir. Onları tutan kuvvet ortadan kalkınca batıda birikmiş sıcak su, bir leğende sallanan su gibi doğuya doğru geri yayılır.
Zincirleme sonuçlar hızla ortaya çıkar:
- Yükselim durur. Sıcak su tabakası kalınlaştığı için derindeki soğuk ve besinli su yüzeye ulaşamaz.
- Balıkçılık çöker. Besin gelmeyince plankton azalır, balık sürüleri dağılır. Bölge ekonomisi doğrudan sarsılır.
- Yağış haritası kayar. Bol yağış alanı sıcak suyla birlikte doğuya taşınır: normalde kurak olan Güney Amerika kıyısı sel görürken, normalde yağışlı olan batı Pasifik çevresi kuraklığa girer.
Adı Peru’lu balıkçılardan gelir: olay çoğunlukla yılın sonuna doğru, Noel dolaylarında belirginleştiği için “çocuk” anlamına gelen bir adla anılmıştır.
La Niña: Salıncağın Öbür Ucu
La Niña, El Niño’nun karşıtıdır. Rüzgârlar zayıflamak yerine alışılmıştan da güçlü eser.
Sıcak su batıya daha güçlü itilir, doğuda yükselim daha da artar ve okyanusun doğusu normalden soğuk olur. Etkiler de tersine döner: batı Pasifik çevresinde yağışlar artar, Güney Amerika kıyısı daha da kurur.
İki durum düzenli bir takvimle gelmez; aralarında birkaç yıllık düzensiz aralıklar vardır ve her olay bir öncekiyle aynı şiddette olmaz. Aralarında “normal” denen nötr dönemler bulunur.
Neden Bütün Dünyayı Etkiliyor?
Pasifik gezegenin en büyük okyanusudur. Yüzey sıcaklığındaki geniş ölçekli bir değişim, üzerindeki hava kütlelerinin nasıl yükselip alçalacağını değiştirir. Bu da atmosferin genel dolaşımını etkiler — ve dolaşım küresel olduğu için sonuç uzak bölgelere taşınır.
Bir ek etki daha var: El Niño yıllarında okyanus depoladığı ısının bir bölümünü atmosfere bırakır. Bu nedenle güçlü El Niño yaşanan yıllar, küresel ortalama sıcaklık kayıtlarında genellikle daha sıcak görünür. Uzun vadeli ısınma eğilimiyle karıştırılmamalıdır: El Niño eğilimi yaratmaz, üzerine binen bir dalgalanmadır.
Türkiye’ye Etkisi Var mı?
Burada yaygın bir yanlışı düzeltmek gerekir. Türkiye’de sıra dışı bir kış ya da kurak bir yaz yaşandığında haberlerde sık sık El Niño’ya atıf yapılır. Oysa El Niño’nun Türkiye iklimi üzerindeki etkisi zayıf ve dolaylıdır.
Türkiye ve Akdeniz havzasının hava düzenini belirleyen asıl salınım Atlantik kaynaklıdır: Kuzey Atlantik üzerindeki basınç merkezlerinin göreli gücü, Avrupa’ya ve Akdeniz’e gelen hava kütlelerinin rotasını değiştirir. Türkiye’ye yağışlı ya da kuru bir kış getiren şey büyük ölçüde budur.
El Niño’nun küresel dolaşım üzerinden dolaylı bir katkısı olabilir, ancak Türkiye için tek başına açıklayıcı bir neden değildir. Bir mevsimi tek bir Pasifik olayına bağlamak, çoğu zaman gerçeği basitleştirmek olur.



