Karadeniz dışarıdan sıradan bir deniz gibi görünür. Oysa yüzeyin yaklaşık yüz elli metre altında, dünyada eşi az bulunan bir sınır vardır: bu sınırın altında oksijen yoktur ve bilinen anlamda hayvan yaşamı sona erer.
Kısaca: Karadeniz, kalıcı olarak iki katmana ayrılmış dünyanın en büyük su kütlesidir. Üstte nehirlerle beslenen az tuzlu ve hafif su, altta Akdeniz’den boğaz yoluyla giren çok tuzlu ve ağır su bulunur. Yoğunluk farkı o kadar belirgindir ki iki katman karışmaz. Karışım olmayınca oksijen aşağı inemez; derinlerde hidrojen sülfür birikir. Sonuç: hacminin büyük bölümü oksijensizdir — ama aynı nedenle batıklar olağanüstü iyi korunur.
İki Farklı Su, Üst Üste
Karadeniz iki ayrı kaynaktan beslenir ve gelen sular birbirine hiç benzemez.
- Üstten: Çok sayıda büyük nehir tatlı su döker. Bu su az tuzlu, dolayısıyla hafiftir ve yüzeyde kalır.
- Alttan: Akdeniz kökenli çok tuzlu su, boğaz yoluyla dipten içeri girer. Bu su ağırdır ve tabana yayılır.
İki su kütlesi arasındaki yoğunluk farkı büyüktür ve aralarında keskin bir geçiş katmanı oluşur. Bu katman bir kapak gibi davranır.
Neden Karışmıyorlar?
Denizlerin çoğunda su kütleleri mevsimlere göre karışır: kışın yüzey soğuyup ağırlaşır, aşağı iner ve dipteki suyla yer değiştirir. Bu dikey karışım, oksijeni derinlere taşıyan mekanizmadır.
Karadeniz’de bu mekanizma çalışmaz. Yüzey suyu kışın soğusa bile, alttaki suyla arasındaki tuzluluk farkını yenecek kadar ağırlaşamaz. Tuzluluğun yarattığı yoğunluk farkı, sıcaklığın yaratabileceği farktan çok daha büyüktür.
Sonuç, kalıcı bir katmanlaşmadır. Alt katman yenilenmez; oradaki su yüzeyi yüzyıllardır görmemiştir.
Hidrojen Sülfür Nasıl Oluşuyor?
Yukarıda ölen canlılar sürekli aşağı süzülür. Bu organik maddeyi parçalayan bakteriler normalde oksijen kullanır.
Karadeniz’in derinlerinde oksijen yenilenmediği için kısa sürede tükenmiştir. Bu koşullarda devreye oksijen kullanmayan bakteriler girer. Bunlar solunum için suda bol miktarda bulunan sülfatı kullanır ve artık ürün olarak hidrojen sülfür açığa çıkarır — çürük yumurta kokusuyla bilinen, canlılar için zehirli gaz.
Yenilenme olmadığı için bu gaz uzaklaşamaz ve derin suda çözünmüş hâlde birikir. Karadeniz, hacminin büyük bölümü oksijensiz olan dünyanın en büyük su kütlesidir.
Yaygın Bir Korkuyu Düzeltmek
Zaman zaman “Karadeniz’deki hidrojen sülfür patlayabilir” türü iddialar dolaşıma girer. Bu iddianın bilimsel bir dayanağı yoktur.
Gaz suda çözünmüş hâldedir ve üzerindeki su sütununun basıncı altında tutulur. Kendiliğinden yüzeye çıkıp toplu hâlde açığa çıkmasını sağlayacak bir mekanizma bilinmemektedir. Ayrıca katmanlaşma binlerce yıldır kararlıdır. Gerçek ve ölçülebilir sorun bir patlama değil, yaşam alanının sınırlı olmasıdır: Karadeniz’de balıkçılık yalnızca ince bir üst katmanda mümkündür.
Aynı Nedenin Beklenmedik Faydası
Oksijensiz derinliklerin şaşırtıcı bir sonucu var: batıklar olağanüstü iyi korunur.
Denizlerde ahşap gemileri parçalayan şey büyük ölçüde ahşap delen canlılar ve oksijenli ortamda çalışan çürütücü organizmalardır. Karadeniz’in derinlerinde bunların hiçbiri yaşayamaz. Bu yüzden yüzlerce, hatta binlerce yıllık gemiler direkleri ve halatları yerinde duracak biçimde bulunabilmiştir.
Karadeniz bu nedenle sualtı arkeolojisi için dünyanın en değerli alanlarından biri sayılır. Denizi biyolojik olarak kısıtlayan koşul, tarih açısından eşsiz bir arşiv yaratmıştır.



