Denizin düzenli aralıklarla yükselip alçalması — med ve cezir — gökyüzüyle denizin doğrudan bağlantılı olduğu ender olaylardan biri. Ancak nasıl işlediği, çoğu zaman anlatıldığından farklı.
Kısaca: Gelgiti yaratan şey Ay’ın çekim gücü değil, bu gücün Dünya’nın bir yüzü ile öbür yüzü arasındaki farkıdır. Ay’a bakan yüzde su daha güçlü çekilir, karşı yüzde ise Dünya sudan daha güçlü çekilir — sonuçta iki kabarma oluşur. Dünya bu iki kabarmanın içinden döndüğü için gelgit günde iki kez yaşanır. Genlik havzanın biçimine bağlıdır: bazı körfezlerde metrelerce, Türkiye kıyılarında ise santimetrelerle ölçülür.
Neden İki Kabarma?
Yaygın açıklama şöyledir: “Ay suyu kendine çeker, deniz kabarır.” Bu doğru ama eksik — çünkü kabarma yalnızca Ay’a bakan yüzde değil, tam karşı yüzde de oluşur. Eğer mesele sadece çekim olsaydı karşı taraftaki kabarmanın hiçbir açıklaması olmazdı.
Anahtar, çekimin kendisi değil farkıdır. Ay’ın çekim gücü uzaklıkla azalır, dolayısıyla Dünya’nın her yerine aynı güçle etki etmez:
- Ay’a bakan yüzde su, Dünya’nın merkezine göre daha güçlü çekilir; su öne doğru kabarır.
- Karşı yüzde ise Dünya’nın merkezi, oradaki sudan daha güçlü çekilir. Yani Dünya sudan “uzaklaşır” ve o taraftaki su geride kalarak kabarır.
Sonuç, Dünya’yı saran iki karşıt kabarmadır. Dünya kendi ekseni etrafında dönerken her nokta gün içinde bu kabarmaların ikisinden de geçer; bu yüzden çoğu kıyıda günde iki kez yükselme, iki kez alçalma yaşanır.
Neden Her Gün Biraz Geç Kalır?
Gelgit takvimi 24 saate oturmaz; her gün yaklaşık 50 dakika kayar. Nedeni, Ay’ın da kendi yörüngesinde ilerlemesidir: Dünya bir tam tur attığında Ay biraz yer değiştirmiş olur ve aynı noktanın Ay’ı yeniden tam karşısına alması için fazladan dönmesi gerekir.
Bu yüzden gelgit, güneş gününe değil Ay gününe bağlıdır. Kıyıda yaşayanların gelgit saatini takvimle değil çizelgeyle takip etmesinin nedeni budur.
Güneş’in Payı: Büyük ve Küçük Gelgitler
Güneş çok daha büyük olmasına rağmen çok daha uzakta olduğu için gelgit üzerindeki etkisi Ay’ınkinden zayıftır. Yine de yok sayılamaz ve iki gök cisminin konumu sonucu belirler:
- Ay ile Güneş aynı doğrultuda olduğunda — yeni ay ve dolunayda — çekimleri toplanır ve en büyük gelgitler yaşanır.
- Aralarında dik açı olduğunda — ilk ve son dördünde — etkileri birbirini kısmen götürür ve en küçük gelgitler görülür.
Yani gelgitin gücü ayın evresine bakılarak kabaca kestirilebilir.
Genliği Belirleyen Asıl Şey: Havzanın Biçimi
Gelgit her yerde aynı büyüklükte değildir ve bu fark gökyüzünden değil coğrafyadan gelir. Açık okyanusta kabarma bir metrenin altındadır; asıl büyüme kıyıya yaklaşırken olur.
Belirleyici olan havzanın biçimidir. İçeri doğru daralan ve sığlaşan bir körfez, gelen su kütlesini sıkıştırarak yükseltir; kimi körfezlerde gelgit farkı metrelerle ölçülecek düzeye çıkar. Buna karşılık geniş ve kapalı denizlerde su kütlesi bu ritme uyum sağlayamaz ve fark çok küçük kalır.
Türkiye Kıyılarında Neden Hissedilmez?
Türkiye’yi çevreleyen denizler gelgit açısından oldukça sakindir. Akdeniz açık okyanusa yalnızca dar bir boğazdan bağlanır ve okyanustaki gelgit dalgasını içeri tam olarak aktaramaz. Ege, Marmara ve Karadeniz’de durum daha da belirgindir: buralarda gelgit farkı genellikle santimetrelerle ifade edilir.
Bu yüzden Türkiye kıyılarında deniz seviyesindeki günlük değişimin asıl nedeni gelgit değil, çoğu zaman rüzgâr ve hava basıncıdır. Uzun süre esen bir lodos suyu bir kıyıya yığabilir; yüksek basınç deniz seviyesini bastırabilir. Kıyıda gözlenen alçalıp yükselmeler genellikle meteorolojik kökenlidir.
Bunun pratik bir sonucu var: gelgit farkının büyük olduğu ülkelerde günlük hayatın parçası olan liman planlaması, kıyı yürüyüşü saatleri ve gelgit enerjisi santralleri, Türkiye kıyıları için gündem oluşturmaz.



