Batı Afrika’nın güneyinde, Atlantik’e açılan geniş bir ülke. Nijerya’yı anlamak için önce ölçeğini kavramak gerekir: Afrika kıtasında yaşayan her altı kişiden biri bu ülkede yaşıyor.
Kısaca: Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ülkesi ve nüfus tahminlerine göre yüzyılın ortasında dünyanın en kalabalık üçüncü ülkesi olacak. Ülkede beş yüzden fazla dil konuşuluyor — ve resmî dilin İngilizce olmasının nedeni bu: yerli dillerden birini seçmek, diğer toplulukların o dili konuşanlara ayrıcalık tanınması olarak okunurdu. Ülkenin dünyaya en çok ihraç ettiği şey ise petrol değil: film.
Beş Yüz Dil, Tek Devlet
Nijerya’da beş yüzden fazla dil konuşulur. Bunlar lehçe değil, birbirini anlamayan ayrı dillerdir; bazıları milyonlarca kişi tarafından konuşulurken bazıları yalnızca birkaç köyde yaşar.
Bu çeşitliliğin nedeni tarihsel ve coğrafidir. Bölge, tek bir büyük devletin uzun süre egemen olduğu bir alan değildi; kuzeyde geniş kervan ticaretine bağlı yapılar, güneyde orman kuşağında birbirinden bağımsız krallıklar ve topluluklar gelişti.
Bugünkü sınırlar 20. yüzyılın başında, sömürge yönetiminin idari kolaylık için çizdiği çizgilerle oluştu. Yani ülke, ortak bir devlet geleneğinden değil, dışarıdan çizilmiş bir sınırdan başladı — Irak ve bölgedeki pek çok modern devlet gibi.
Neden İngilizce Resmî Dil?
Bağımsızlıktan sonra ülkenin karşılaştığı soru şuydu: devlet hangi dilde işleyecek?
Üç büyük dil öne çıkıyordu ve her biri belirli bir bölgeyle özdeşti. Bunlardan birinin seçilmesi, diğer toplulukların gözünde o bölgeye kalıcı bir ayrıcalık tanınması anlamına gelirdi.
Bu nedenle sömürge dili olan İngilizce resmî dil olarak kaldı. Mantık paradoksaldır ama açıktır: hiç kimsenin ana dili olmadığı için kimseye ayrıcalık tanımıyordu. Aynı çözüm, benzer çeşitliliğe sahip başka ülkelerde de uygulanmıştır.
Gündelik hayatta ise farklı bir çözüm gelişti: İngilizce temelli, yerel dillerin dil bilgisi ve söz varlığıyla harmanlanmış bir ortak konuşma dili. Bu dil resmî statüde değildir ama ülke genelinde milyonlarca kişi tarafından kullanılır ve farklı dil topluluklarını birbirine bağlar.
Nollywood: Sayıyla Dünyanın En Büyüklerinden
Nijerya’nın en şaşırtıcı ihracat kalemi film sektörüdür. Ülke, üretilen film sayısı bakımından dünyanın en büyük film endüstrilerinden biridir; yılda üretilen yapım sayısı binlerle ifade edilir.
Burada bir ayrım şart: bu sıralama gelir değil adet üzerinedir. Nijerya filmleri düşük bütçeyle, kısa sürede çekilir; bir yapım haftalar içinde tamamlanabilir.
Sektörün doğuşu 1990’larda, sinema salonları üzerinden değil doğrudan video kaset yoluyla oldu. Filmler çekiliyor, çoğaltılıyor ve pazarlarda satılıyordu; dağıtım ağı hazırdı, altyapı yatırımı gerekmiyordu. Sonra bu düzen önce optik diske, ardından internet üzerinden yayına taşındı.
Etkisi Nijerya ile sınırlı değil: yapımlar Afrika’nın büyük bölümünde ve Afrika kökenli toplulukların yaşadığı ülkelerde izleniyor. Aynı dönemde ülke müziği de küresel ölçekte tanınır hâle geldi.
Bu, kültür endüstrisinin devlet programıyla değil, piyasa boşluğundan doğabileceğini gösteren bir örnektir — Güney Kore’nin planlı kültür ihracatının tam tersi bir yol.
Nijer Deltası ve Petrolün Bedeli
Ülkenin güneyinde, Nijer Nehri’nin denize ulaştığı geniş bir delta bulunur. 1950’lerin sonunda burada petrol bulundu ve ülke ekonomisi dönüştü.
Petrol bugün devlet gelirinin büyük bölümünü ve ihracatın çok büyük kısmını oluşturuyor. Bu bağımlılığın yarattığı yapısal sorunlar — bütçenin fiyat dalgalanmasına açık olması, diğer sektörlerin gelişememesi — kaynak zengini ülkelerde iyi bilinen bir örüntüdür.
Deltada ayrıca ağır bir çevresel bedel ortaya çıktı. Boru hattı sızıntıları, kazalar ve yasa dışı müdahaleler nedeniyle on yıllar boyunca petrol sızıntısı yaşandı; sızan petrol balıkçılığı ve tarımı yapılamaz hâle getirdi. Bölgedeki mangrov alanları bu kirlilikten ağır zarar gördü.
Bir başka kalem gazdır: üretim sırasında çıkan doğal gazın bir bölümü uzun süre yakılarak atıldı, çünkü toplanıp kullanılması için altyapı yoktu. Bu uygulama hem kaynak israfı hem de sera gazı salımı nedeniyle eleştirilir ve azaltılması için düzenlemeler yapılmıştır.
Delta bölgesinde gelirin paylaşımı ve çevresel zarar, uzun süre toplumsal gerilim kaynağı oldu.
Nüfus: Yüzyılın Ortasına Doğru
Nijerya nüfusu hızla artıyor ve nüfus tahminleri ülkeyi yüzyılın ortasında dünyanın en kalabalık üçüncü ülkesi olarak gösteriyor.
Bu, iki yönlü bir tablo. Bir yandan genç ve büyüyen bir işgücü, ekonomik büyüme için önemli bir potansiyeldir. Öte yandan bu nüfusun eğitim, sağlık ve iş imkânına kavuşması gerekir; aksi hâlde potansiyel avantaja değil soruna dönüşür.
Bu artışın en görünür yeri ülkenin en büyük şehridir: Atlantik kıyısındaki bu kent, dünyanın en hızlı büyüyen metropollerinden biri ve nüfusu birçok Avrupa ülkesinin tamamından fazla.
Ülkenin başkenti ise 1990’larda ortadaki bir bölgeye taşındı. Gerekçe, kıyıdaki büyük şehrin aşırı kalabalıklaşması ve başkentin belirli bir bölgeyle özdeşleşmemesi isteğiydi — dil tercihinin arkasındaki mantığın bir benzeri.



