Kafkasların güneydoğusunda, Hazar kıyısında bir ülke. Azerbaycan’ın adı, tarihi ve ekonomisi tek bir jeolojik olguya bağlanır: yer altındaki hidrokarbonun yüzeye çıkması.
Kısaca: Azerbaycan’ın “ateşler ülkesi” adı efsane değil, jeolojidir: yer altındaki gaz çatlaklardan yüzeye sızar ve kendiliğinden yanar. Aynı jeoloji ülkeye başka bir ilk kazandırdı — dünyanın ilk sanayi ölçekli petrol üretimi Bakü’de yapıldı ve 1900 dolaylarında bölge, dünya petrolünün yaklaşık yarısını karşılıyordu. Bir de çözülmesi yüz yıl alan bir soru var: Hazar deniz mi, göl mü?
Kendiliğinden Yanan Toprak
Ülkenin bazı yerlerinde yamaçlardan alevler çıkar ve bu alevler yüzyıllardır sönmemiştir. Sebep basittir: yer altındaki doğal gaz, kayadaki çatlaklardan yüzeye sızar ve havayla temas edip tutuşur.
Bu olgu, bölgede ateşe kutsallık atfeden inanç geleneklerinin de zeminini oluşturdu. Ülkedeki tarihî ateş tapınağı, sönmeyen doğal alevin üzerine kurulmuştur; buraya uzak bölgelerden hacılar geldiği bilinir.
Ülkenin adının kökeni tartışmalıdır; ancak “ateş” çağrışımı hem yerel kullanımda hem de ülkenin bugünkü tanıtımında merkezî yer tutar.
Petrolün Başladığı Yer
Bakü çevresinde petrol yüzyıllardır biliniyordu; kuyulardan elle çıkarılıp aydınlatmada kullanılıyordu. Asıl dönüşüm 19. yüzyılın ikinci yarısında geldi.
Bu dönemde bölgede sanayi ölçekli üretim başladı: makineyle sondaj, rafineriler, boru hatları ve petrol taşımak için tasarlanmış gemiler. Bakü, dünyanın ilk büyük petrol sanayi merkezi oldu.
Ölçek bugün şaşırtıcı gelir: 1900 dolaylarında bölge, dünya petrol üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyordu. Şehir hızla büyüdü, dünyanın dört bir yanından yatırımcı ve işçi çekti; bu dönemin zenginliğiyle yapılmış konaklar bugün de şehrin merkezinde durur.
20. yüzyılda üretim başka bölgelere kaydı ve Bakü’nün payı düştü. Bağımsızlıktan sonra ise açık deniz sahalarının uluslararası şirketlerle geliştirilmesi ve Hazar petrolünü Akdeniz’e taşıyan boru hattı, ülkeyi yeniden enerji ihracatçısı konumuna taşıdı.
Bu boru hattı Türkiye açısından da önemlidir: güzergâh Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ulaşır ve Akdeniz’de sonlanır.
Çamur Volkanları
Aynı jeolojinin bir başka ürünü, dünyada en yoğun biçimde bu ülkede bulunan çamur volkanlarıdır.
Adları yanıltıcıdır: bunlar magmayla ilgili değildir. Yer altındaki basınçlı gaz, suyla karışmış ince taneli çökeli yukarı iterek yüzeye taşır; ortaya küçük koniler, kaynayan çamur havuzları ve zaman zaman alevli püskürmeler çıkar. Çıkan çamur genellikle soğuktur.
Çamur volkanları jeologlar için değerli bir işarettir: yüzeye taşıdıkları malzeme, yer altındaki tabakalar ve hidrokarbon varlığı hakkında bilgi verir.
Hazar Deniz mi, Göl mü?
Bu soru sözlük tartışması değil, on yıllarca süren bir hukuki anlaşmazlıktı ve cevabı milyarlarca dolarlık kaynağın paylaşımını belirliyordu.
Ayrım şöyle önemliydi:
- Deniz sayılırsa uluslararası deniz hukuku uygulanır; her kıyı devletinin kendi karasuları ve münhasır alanları olur, kaynaklar buna göre bölünür.
- Göl sayılırsa kıyıdaş ülkelerin ortak mülkiyeti söz konusu olur; kaynaklar eşit paylaşılır ve her karar ortak alınır.
Kıyıdaş beş ülkenin çıkarları farklı olduğu için tartışma uzun sürdü. 2018’de imzalanan sözleşmeyle özgün bir çözüm bulundu: Hazar’a ne tam deniz ne tam göl sayılan özel bir statü tanındı. Yüzey suları ve seyrüsefer için denize benzer kurallar, taban ve kaynak paylaşımı için ayrı düzenlemeler benimsendi.
Coğrafi olarak Hazar, dışarı akıntısı olmayan kapalı bir havzadır; bu yönüyle tanım gereği bir göldür ve dünyanın en büyük gölüdür. Suyu tuzludur ama okyanus suyundan belirgin biçimde daha az tuzludur.
Dil, Alfabe ve Türkiye Bağı
Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesiyle aynı dil ailesindendir ve iki dil arasındaki yakınlık, karşılıklı anlaşmayı büyük ölçüde mümkün kılar.
Alfabe konusunda ülke 20. yüzyılda birden fazla değişiklik yaşadı: önce Arap alfabesinden Latin alfabesine, ardından Kiril alfabesine geçildi; bağımsızlıktan sonra yeniden Latin alfabesine dönüldü.
Bu tür yazı değişimlerinin ortak sonucu, kuşaklar arasında okuma kopukluğudur: bir önceki alfabeyle basılmış kitaplar yeni kuşak için doğrudan erişilebilir olmaktan çıkar.
Dağlık Karabağ
Ülkenin yakın tarihinin belirleyici konusu, Ermenistan ile arasındaki Dağlık Karabağ anlaşmazlığıdır.
Anlaşmazlık Sovyetler Birliği’nin son yıllarında yoğunlaştı ve 1990’ların başında savaşa dönüştü. 2020’de yeniden geniş çaplı çatışma yaşandı; 2023’te Azerbaycan bölgede denetimi sağladı ve bölgedeki Ermeni nüfusun büyük bölümü Ermenistan’a gitti.
Bu süreç boyunca her iki tarafta da yerinden edilmiş büyük nüfuslar oluştu. İki ülke arasında barış anlaşması ve sınırların belirlenmesi konusundaki görüşmeler devam etmektedir.



