Dünya buğday fiyatları hareketlendiğinde haberlerde en sık geçen ülkelerden biri Ukrayna’dır. Bunun nedeni ülkenin büyüklüğü değil, ayağının bastığı toprağın türüdür.
Kısaca: Ukrayna’nın tarımsal gücü bir tesadüf değil, toprağın kendisinden gelir: ülke, binlerce yılda bozkır otlarının çürümesiyle oluşmuş, olağanüstü verimli kara toprak kuşağının üzerindedir. Bu toprak ülkeyi buğday, mısır ve özellikle ayçiçeği yağında dünya ticaretinin merkezine taşıdı. Aynı topraklar 1932-33’te, tarihin en ağır kıtlıklarından birine de sahne oldu — ve bu kıtlığın nedeni kuraklık değildi.
Kara Toprak Nasıl Oluştu?
Ukrayna’nın büyük bölümü, dünyanın en verimli toprak tiplerinden biriyle kaplıdır. Rengi neredeyse siyaha yakın olduğu için kara toprak denir; bilimsel literatürde de bu anlama gelen bir adla anılır.
Oluşumu binlerce yıl sürdü. Bölge uzun süre bozkırdı: derin kök salan otlar her yıl büyüyüp ölüyor, kökleri toprağın içinde çürüyordu. Soğuk kışlar çürümeyi yavaşlattığı için organik madde tümüyle ayrışmadan biriktti.
Sonuçta metrelerce derinliğe ulaşabilen, organik maddece çok zengin, su tutan ve işlenmesi kolay bir toprak katmanı oluştu. Bu tür toprak dünyada yalnızca birkaç kuşakta bulunur; en geniş örneklerinden biri Ukrayna’dadır.
Bu, bir kez oluşan ve kolay yenilenmeyen bir kaynaktır: erozyonla ya da yanlış tarımla kaybedilen kara toprak insan ömrü ölçeğinde geri gelmez.
Dünya Sofrasındaki Payı
Bu toprak, Ukrayna’yı dünya gıda ticaretinin başlıca oyuncularından biri yaptı. Ülke buğday, mısır ve arpa ihracatında ilk sıralarda yer alır; ayçiçeği yağında ise dünyanın en büyük ihracatçısı konumundadır.
Bu ürünlerin alıcıları büyük ölçüde Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkeleridir. Dolayısıyla Ukrayna’daki üretim ve sevkiyat sorunları, doğrudan bu bölgelerdeki ekmek fiyatlarına yansır.
İhracatın büyük bölümü Karadeniz limanlarından gemiyle yapılır. Bu nedenle Karadeniz’deki deniz ulaşımının durumu, ülkenin tarım gelirinin ve alıcı ülkelerin gıda arzının belirleyicisidir. 2022’den bu yana süren savaş, üretimi ve özellikle deniz yoluyla sevkiyatı ciddi biçimde etkilemiş, tahıl sevkiyatı uluslararası düzeyde ayrıca ele alınan bir konu hâline gelmiştir.
Türkiye açısından da doğrudan bir bağlantı vardır: Türkiye, Ukrayna tahılının hem önemli alıcılarından hem de sevkiyat güzergâhındaki boğazların ülkesidir.
1932-33: Bereketli Toprakta Kıtlık
Dünyanın en verimli topraklarına sahip bir bölgede, 20. yüzyılın en ağır kıtlıklarından biri yaşandı. 1932-33 kışında milyonlarca insan açlıktan öldü.
Kıtlığın nedeni doğal değildi. Dönemin tarım politikası, köylülerin toprağını ve hayvanlarını zorla ortak çiftliklere devretmesini öngörüyordu. Buna direnç gösterildi, üretim düştü; buna karşın merkezî yönetim yüksek tahıl teslim kotaları uygulamayı sürdürdü.
Köylerden tahıl toplanmaya devam edildi; ayrıca kıtlık bölgesindeki insanların başka yerlere gitmesi kısıtlandı. Yani ölümler, ürünün yokluğundan değil, ürünün alınıp götürülmesinden kaynaklandı.
Olay Ukrayna’da özel bir adla anılır ve ülke tarafından soykırım olarak tanımlanır; çok sayıda devlet de bu nitelemeyi resmen kabul etmiştir. Tarihçiler arasında kıtlığın gerçekliği ve politikaların rolü konusunda geniş bir uzlaşma vardır; hukuki niteleme konusunda ise tartışma sürmektedir.
Kıtlık uzun süre resmî olarak inkâr edildi ve ancak 1980’lerin sonundan itibaren açıkça konuşulabildi. Bugün ülkenin ulusal belleğinde merkezî bir yer tutar.
Çernobil ve Bölge
Ukrayna’nın kuzeyinde, 1986’da tarihin en ağır nükleer santral kazası yaşandı. Kazanın ardından geniş bir alan boşaltıldı ve bugün hâlâ yerleşime kapalı bir bölge olarak korunuyor.
İlginç bir sonuç, insanın çekilmesiyle bölgenin yaban hayatı açısından zenginleşmesi oldu: radyasyonun etkisi sürmesine rağmen, insan baskısının kalkması pek çok tür için ortamı elverişli hâle getirdi. Bu durum, insan varlığının doğa üzerindeki baskısını gösteren tartışmalı ama çarpıcı bir örnek olarak inceleniyor.
Ukrayna 1991’de bağımsızlığını ilan etti. O tarihten bu yana ülkenin gündemini belirleyen başlıklar arasında toprak, enerji ve güvenlik hep yan yana durmuştur — üçü de aynı coğrafyanın sonucudur.



