Türkiye’de bugün buzul, yalnızca birkaç yüksek dağın zirvesinde kalmış küçük kütlelerden ibaret. Oysa Doğu Anadolu ve Toroslar’ın yüksek kesimlerinde buzulların açtığı vadiler, oydukları çukurlar ve bıraktıkları taş yığınları hâlâ görülebilir. Buzul araziyi öyle özgün bir biçimde işler ki, çekildikten on binlerce yıl sonra bile imzası okunabilir.
Kısaca: Buzul, akarsudan iki noktada ayrılır: vadinin yalnızca tabanını değil yanlarını da aşındırır ve taşıdığı malzemeyi boylandırmadan bırakır. Bu iki fark, buzul arazisini tanınır kılar. Akarsu vadisi V, buzul vadisi U biçimlidir; buzulun beslenme alanında koltuk biçimli sirk çukurları, uçlarında ise her boyda köşeli malzemenin karışık durduğu moren yığınları bulunur. Moren ile akarsu birikintisini ayırmak bu yüzden kolaydır.
Buzul Nasıl Aşındırır?
Buzul katı bir kütledir ama akar; kendi ağırlığı altında yavaşça yamaç aşağı hareket eder. Aşındırma işini iki mekanizmayla yapar:
- Rendeleme: Buzun tabanına donmuş kaya parçaları, hareket ederken zemini kazır. Buzul geçmiş arazilerdeki paralel çizikler bu izlerdir ve buzulun hangi yöne aktığını gösterir.
- Koparma: Kaya çatlaklarına sızan su donar, genleşir ve blokları gevşetir. Buz bu blokları donarak yapışıp yerinden söker ve yanında taşır.
Akarsudan asıl fark buradadır: nehir yalnızca yatağının en derin çizgisini keser; buzul ise vadiyi doldurduğu için tabanı da yanları da aynı anda aşındırır.
Aşınma Şekilleri
Sirk, buzulun doğduğu yerdir. Yamaçtaki bir çukurda biriken kar sıkışarak buza dönüşür ve dönerek aşağı doğru hareket ederken çukuru derinleştirir. Ortaya arkası dik duvarlı, tabanı çanak biçimli bir koltuk çıkar. Buz eridiğinde bu çanakta çoğu zaman küçük bir göl kalır — sirk gölü. Kaçkarlar, Cilo-Sat ve Aladağlar’daki yüksek göllerin birçoğu böyledir.
U vadi, buzulun bir akarsu vadisini kaplayıp genişletmesiyle oluşur. Nehrin bıraktığı dar V kesit, tabanı düzleşmiş ve yanları dikleşmiş bir U’ya dönüşür. Vadi ayrıca düzleşir: buzul, nehrin dolambaçlı yolunu keserek doğrultur.
Asılı vadi bunun şık bir sonucudur. Ana vadiyi büyük buzul, yan vadileri küçük buzullar doldurur; büyük olan daha derin kazar. Buzlar eridiğinde yan vadinin tabanı, ana vadinin tabanından yüksekte asılı kalır. Yan vadiden gelen dere bu basamaktan aşağı dökülür — buzul arazilerindeki şelalelerin çoğu böyle doğar.
Keskin sırt ve piramidal zirve ise sirklerin işbirliğiyle ortaya çıkar. İki sirk sırt sırta gelip aradaki kütleyi inceltirse geriye bıçak gibi bir sırt kalır. Bir zirvenin çevresini üç ya da dört sirk kuşatırsa, dağ sivriltilmiş bir piramide dönüşür. Alp tipi keskin zirvelerin sırrı budur.
Moren: Buzulun Bıraktığı Yığın
Buzul taşıdığı malzemeyi eridiği yerde bırakır. Bu malzemeye moren denir ve nerede biriktiğine göre adlandırılır:
- Yan moren: Buzulun iki kenarı boyunca uzanan sırtlar. Yamaçtan düşen malzemeden oluşur.
- Orta moren: İki buzul birleştiğinde iç yan morenleri yan yana gelir ve buzulun ortasında koyu bir şerit oluşturur.
- Dip moren: Buzun altında sıkışan ince malzemedir; buzul çekildiğinde geniş bir örtü hâlinde kalır.
- Cephe moreni: Buzulun ulaştığı en uç noktada biriken sırt. Buzulun ne kadar ilerlediğini gösteren bir işaret taşıdır.
Cephe moreninin bir yan etkisi vardır: vadiyi bir set gibi kapatabilir. Arkasında biriken suyla oluşan göllere moren set gölü denir ve dağlık bölgelerdeki pek çok göl bu kökenlidir.
Moren mi, Akarsu Birikintisi mi?
Arazide ikisini ayırmak sanıldığından kolaydır, çünkü taşıyıcının davranışı farklıdır.
- Moren boylanmamıştır. Buz akışkan değildir; her boyu birlikte taşır ve birlikte bırakır. Toz kadar ince malzemeyle ev büyüklüğünde bloklar aynı yığın içinde karışık durur. Katmanlanma da görülmez.
- Akarsu birikintisi boylanmıştır. Su, taşıyabildiğini taşır; hız düştükçe önce iriyi sonra inceyi bırakır. Sonuç düzenli katmanlardır.
- Tanelerin biçimi farklıdır. Moren malzemesi köşelidir, çünkü buz içinde birbirine sürtünmeden taşınmıştır. Akarsu çakılı ise sürüklenirken aşındığı için yuvarlaktır.
Yani bir yığında köşeli ve her boydan malzeme karışık duruyorsa, o yığını su değil buz bırakmıştır.
Türkiye’de Buzullar
Bugün Türkiye’de buzul taşıyan başlıca yerler Ağrı Dağı, Hakkâri’deki Cilo kütlesi ve Kaçkarlardır. Hepsi küçüktür ve hepsi geri çekilmektedir; ölçümler kapladıkları alanın onlarca yıldır azaldığını gösteriyor.
Buna karşılık buzul şekilleri çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Doğu Anadolu’nun ve Toroslar’ın yüksek kesimlerindeki sirk gölleri, U vadiler ve moren sırtları, buz çağında bu dağların bugünkünden çok daha kalın buz örtüleri taşıdığını gösterir. Yani Türkiye’de buzul manzarası aramak için buzul bulmak gerekmez — geride bıraktıklarına bakmak yeter.



