Kuzey Atlantik’in ortasında, kutup dairesinin hemen güneyinde bir ada: yüzeyinin yaklaşık onda biri buzulla kaplı, aynı zamanda dünyanın en etkin volkanik bölgelerinden biri. Bu tuhaf birliktelik rastlantı değil.
Kısaca: İzlanda’nın her şeyi tek bir jeolojik olguya bağlanır: ada, iki levhanın birbirinden uzaklaştığı Orta Atlantik Sırtı’nın üzerindedir — üstelik aynı noktada bir de manto sıcak noktası vardır. Bu ikili, denizin altında kalması gereken bir sırt parçasını su yüzüne çıkarmıştır. Volkanlar, jeotermal ısıtma, ucuz elektrik, 2010’da Avrupa hava sahasını kapatan kül bulutu — hepsi aynı nedenin sonucudur.
Ada Neden Var?
Atlantik Okyanusu’nun ortasında, kuzeyden güneye uzanan devasa bir sualtı dağ silsilesi vardır: Orta Atlantik Sırtı. Burası Avrasya ve Kuzey Amerika levhalarının birbirinden uzaklaştığı sınırdır; aralarındaki boşluğu derinden yükselen magma doldurur ve sürekli yeni okyanus tabanı üretilir.
Bu sırtın neredeyse tamamı deniz seviyesinin çok altındadır. İzlanda ise sudan yukarıdadır. Nedeni ikinci bir etkendir: aynı bölgede, mantodan yükselen olağandışı sıcak bir malzeme akımı — bir sıcak nokta — bulunur.
Sırt ile sıcak noktanın üst üste gelmesi, bölgede normalden çok daha fazla lav üretilmesine yol açtı. Milyonlarca yıl boyunca birikerek yükselen bu malzeme, sırtın bir parçasını su yüzüne çıkardı. İzlanda, kısacası, okyanus tabanının görülebilen bölümüdür.
Ada bu yüzden jeolojik ölçekte çok gençtir ve hâlâ büyümektedir. Levha sınırının adanın ortasından geçmesi, doğu ile batı yakasının yılda birkaç santimetre birbirinden uzaklaşması anlamına gelir.
Enerji: Yer Altından Isınmak
Aynı jeoloji, ülkeye başka hiçbir yerde bu ölçekte bulunmayan bir kaynak verdi. Yer altındaki sıcak su ve buhar, ülkenin ısınma ihtiyacının neredeyse tamamını karşılar.
Bu, kısa sürede olmadı. 20. yüzyılın ortasında evler büyük ölçüde ithal kömürle ısınıyordu ve şehirler dumanla kaplıydı. Jeotermal ısıtma ağı on yıllar içinde kuruldu.
Elektrik ise ağırlıkla hidroelektrik ve jeotermal kaynaklardan üretilir; ülke elektriğinde fosil yakıta neredeyse hiç ihtiyaç duymaz. Ucuz ve bol elektrik, enerji yoğun sanayilerin ve veri merkezlerinin adaya taşınmasını sağlamıştır.
Bir yan not: ünlü açık hava havuzlarından bazıları doğal sıcak su kaynakları değil, yakınlardaki jeotermal santralin artık suyuyla oluşmuş yapay göllerdir.
2010: Bir Volkanın Avrupa’yı Durdurması
2010 baharında bir buzul altındaki volkan patladı. Patlamanın kendisi büyüklük olarak olağanüstü değildi; olağanüstü olan buzulla karşılaşmasıydı.
Erimiş kaya buz ve suyla temas edince hızla parçalandı ve çok ince, cam benzeri kül taneciklerine dönüştü. Bu ince kül yüksek irtifaya taşındı ve rüzgârlarla Avrupa üzerine yayıldı.
Sorun görüş değil, motorlardı: volkanik kül jet motorlarının içinde erir ve yeniden katılaşarak motoru durdurabilir. Sonuç, Avrupa hava sahasının günlerce kapanması ve on milyonlarca yolcunun etkilendiği bir aksama oldu.
Olay, modern ulaşımın doğa olaylarına ne kadar açık olduğunu gösteren ders örneklerinden biri sayılır.
2008: Bankaların Çöküşü ve Alışılmadık Tepki
2000’li yıllarda İzlanda bankaları hızla büyüdü; varlıkları ülke ekonomisinin katbekat üzerine çıktı. 2008 küresel mali krizinde bu yapı çöktü.
Ülkenin tepkisi dönemin genel eğiliminden ayrıldı: bankaları kamu parasıyla ayakta tutmak yerine batmalarına izin verildi; yurt içi mevduat korunurken bankalar bölünüp yeniden yapılandırıldı ve sermaye hareketlerine geçici kısıtlamalar kondu.
Kriz derin bir daralma ve para biriminde sert değer kaybıyla sonuçlandı. Ancak ucuzlayan para birimi turizmi patlattı ve turizm birkaç yıl içinde ekonominin başlıca kalemlerinden biri hâline geldi.
Bu deneyim iktisat tartışmalarında sıkça anılır. Yine de dikkatli olmak gerekir: İzlanda’nın çok küçük ve kendi para birimine sahip bir ekonomi olması, bu yolun her ülke için geçerli olmadığı anlamına gelir.
Eski Bir Meclis
Adaya yerleşim 9. yüzyılda başladı. 930 yılında, ada halkının yılda bir kez toplanıp anlaşmazlıkları çözdüğü ve kural koyduğu bir meclis kuruldu: Althing.
Toplantı yeri, tam da levha sınırının yarattığı yarıkların bulunduğu bir vadiydi — ülkenin jeolojisi ve siyasi tarihi kelimenin tam anlamıyla aynı noktada kesişir.
Althing arada kesintiye uğramış olsa da bugün hâlâ İzlanda’nın parlamentosudur ve işlevini sürdüren en eski parlamenter kurumlardan biri sayılır.



