Şehirler

Gaudí Hesap Yapmadan Nasıl Tasarladı?

Sagrada Família’nın içinde yukarı doğru dallanan eğik taşıyıcılar ve tonoz
Fotoğraf: Jorge Láscar from Australia · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons

Barselona’daki yapılarıyla tanınan mimarın çalışma yöntemi, çizim masasından çok bir atölyeye benzerdi. Bunun nedeni üslup değil, çözmeye çalıştığı problemin niteliğiydi.

Kısaca: Gaudí, yapılarının biçimini çizerek değil asarak buldu: iplerden ve ağırlıklardan kurduğu maketi tavana ters astı, yerçekimi eğriyi kendiliğinden oluşturdu, o da fotoğrafı ters çevirdi. Asılı ip yalnızca çekme, ters çevrilmiş hâli yalnızca basınç taşır. Eğri görünen yüzeylerinin çoğu ise düz çubuklarla üretilebilir — bu bir estetik değil, üretim kararıdır.

Biçimi Bulmak ile Biçime Dayanmak

Bir yapı tasarlarken alışılmış yol şudur: önce biçim seçilir, sonra o biçimin taşıyıp taşımadığı hesaplanır, dayanmıyorsa payanda, kemer ya da kalın duvar eklenir.

Bu sitede Selimiye’nin kubbesi yazısında anlatılan yaklaşım budur: kubbenin yanlara doğru ittiği kuvvet, çevresine yerleştirilen taşıyıcılarla karşılanır.

Gaudí ters yönden ilerledi. Biçimi seçip sonra dayanmasını sağlamak yerine, zaten dayanan biçimi bulmayı denedi. Bugün bu yaklaşıma “biçim bulma” denir.

Ters Asılı Maket

Yöntemin dayandığı gözlem basittir. İki ucundan tutturulmuş bir zincir ya da ip serbest bıraktığınızda kendiliğinden belirli bir eğri alır. Bu eğri boyunca ipin her noktası yalnızca çekme kuvveti taşır; ip eğilme ya da burulma taşımaz, taşıyamaz.

Şimdi bu eğriyi olduğu gibi ters çevirin. Çekme kuvvetleri basınç kuvvetlerine dönüşür ve ortaya yalnızca basınç taşıyan bir kemer çıkar. Taş, tuğla ve harç tam olarak bunu iyi yapar: basınca dayanır, çekmeye dayanmaz.

Bu eğrinin adı katenerdir. Görünüşte parabole benzer ama aynı eğri değildir; parabol eşit yayılı bir yükün, katener ise kendi ağırlığını taşıyan bir zincirin eğrisidir.

Gaudí bu ilkeyi bir tasarım aracına çevirdi. Bir şapel için yaptığı çalışmada, yapının planını tavana yerleştirdi ve taşıyıcıların geleceği noktalardan ipler sarkıttı. İplere, her bölümün taşıyacağı yükle orantılı küçük ağırlık torbaları astı.

Sistem serbest bırakıldığında ipler kendiliğinden dengeye geldi. Ortaya çıkan üç boyutlu ağ, o yük dağılımı için doğru biçimin ta kendisiydi — çünkü yerçekimi hesabı zaten yapmıştı.

Geriye tek şey kalıyordu: maketin fotoğrafını çekip ters çevirmek. Baş aşağı duran ip ağı, dik durduğunda yapının kendisiydi. Ağırlıkları değiştirerek biçimi deneyebiliyor, sonucu anında görebiliyordu.

Bu yöntemin gücü, karmaşık hesap gerektirmemesidir. Eğik taşıyıcılar, düzensiz açıklıklar ve simetrisiz yükler — hepsi aynı maket içinde çözülür. Bugün aynı işi bilgisayarla yapıyoruz; o dönemde bunu yapabilen başka bir araç yoktu.

Eğri Yüzey, Düz Çubuk

Yapılarındaki ikinci teknik seçim, eğri yüzeylerin türüyle ilgilidir ve çoğu zaman yalnızca bir üslup sanılır.

Bazı eğri yüzeyler, tuhaf bir özelliğe sahiptir: eğri oldukları hâlde tamamen düz doğrulardan oluşturulabilirler. Düz bir çubuğu uygun biçimde döndürerek süpürttüğünüzde ortaya kavisli bir yüzey çıkar.

Bunun pratik sonucu büyüktür. Böyle bir yüzeyin kalıbı düz tahtalarla kurulabilir; taşı kesecek usta, eğri bir şablon yerine düz bir kılavuz kullanabilir; iskele doğrusal elemanlarla çıkılabilir.

Yani bu yüzeyler seçilirken sorulan soru “nasıl görünür” değil, “taş ustası bunu nasıl keser”di. Görünüşte en organik duran yapının arkasında, üretimi kolaylaştıran bir geometri vardır.

Aynı mantık taşıyıcılarda da görülür: dik duran kolonlar yerine, yükün geldiği yöne eğik duran ve yukarı doğru dallanan taşıyıcılar kullanılır. Eğik taşıyıcı, ters asılı maketin doğal sonucudur.

Kaybolan Maketler

Bu çalışma yönteminin bir zayıflığı vardı: bilgi kâğıtta değil, maketteydi.

1936’da, İspanya’daki iç savaşın başında mimarın atölyesi yağmalandı ve yakıldı. Maketlerin, alçı modellerin ve çizimlerin büyük bölümü yok oldu.

Bu nedenle en büyük yapısının bugün sürdürülen inşaatı, doğrudan bir proje üzerinden ilerlemiyor: kurtarılan parçalar, fotoğraflar ve tanık anlatıları üzerinden yeniden kurulan bir yoruma dayanıyor.

Yapının tamamlanmasına yönelik itirazların kaynağı da budur. Karşı çıkanlar, bugün eklenen bölümlerin mimarın kararı değil bir tahmin olduğunu söyler. Savunanlar ise yöntemin ilkelerinin bilindiğini ve aynı geometrinin sürdürülebildiğini savunur.

Şehrin Izgarası ve Kesik Köşeler

Bu yapıların yerleştiği şehir dokusu da tasarlanmıştır. 19. yüzyılın ortasında, surları yıkılan şehrin çevresindeki boş alan için düzenli bir ızgara plan hazırlandı.

Planın en görünür ayrıntısı, yapı adalarının köşelerinin kesilmiş olmasıdır. Kare adaların dört köşesi 45 derecelik bir pahla traşlanmıştır; kavşaklar bu yüzden kare değil sekizgen bir meydan gibi görünür.

Bunun nedeni görüntü değildi: dar köşelerde at arabalarının ve tramvayların dönmesi zordu, ayrıca kesik köşe kavşağa daha çok ışık ve hava giriyordu. Bugün aynı boşluklar yükleme, ağaç ve oturma alanı olarak kullanılıyor.

Planı hazırlayan mühendisin asıl amacı sağlıktı; her adanın yalnızca iki kenarının yapılaşmasını, ortasının bahçe kalmasını öngörmüştü. Uygulamada adaların dört kenarı da doldu ve avlular kapandı.

Bu, kent planlamasında sık görülen bir sonuçtur: plan çizilir, ama uygulanan şey plan değildir. Bugün şehrin bazı adalarında iç avluları yeniden açma çalışmaları, yüz elli yıl önceki fikre geri dönmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gaudí ters asılı maketi neden kullandı?

Biçimi seçip sonra dayanmasını sağlamak yerine zaten dayanan biçimi bulmak için. Bugün bu yaklaşıma “biçim bulma” denir; yerçekimi hesabı kendisi yapar.

Asılı zincir neden işe yarıyor?

Serbest bırakılan bir zincir kendiliğinden bir eğri alır ve bu eğri boyunca yalnızca çekme kuvveti taşır. Eğriyi ters çevirdiğinizde çekme basınca dönüşür; taş, tuğla ve harç basınca dayanır, çekmeye dayanmaz.

Bu eğri parabol mü?

Hayır, katener eğrisidir. Görünüşte parabole benzer ama aynı değildir: parabol eşit yayılı bir yükün, katener ise kendi ağırlığını taşıyan bir zincirin eğrisidir.

Maket pratikte nasıl çalışıyordu?

Yapının planı tavana yerleştirilir, taşıyıcıların geleceği noktalardan ipler sarkıtılır ve iplere taşıyacakları yükle orantılı ağırlık torbaları asılırdı. Sistem dengeye geldiğinde ortaya çıkan ağ, doğru biçimin kendisiydi; fotoğrafı ters çevirmek yeterliydi.

Eğri yüzeyler neden düz çubuklarla yapılabiliyor?

Bazı eğri yüzeyler doğrulardan oluşturulabilir: düz bir çubuğu uygun biçimde döndürüp süpürttüğünüzde kavisli bir yüzey çıkar. Böylece kalıp düz tahtayla kurulur, taş ustası eğri şablon yerine düz kılavuz kullanır.

Bu bir estetik tercih mi?

Hayır, üretim kararı. Sorulan soru “nasıl görünür” değil “taş ustası bunu nasıl keser”di. En organik duran yapının arkasında üretimi kolaylaştıran bir geometri vardır.

Maketlere ne oldu?

1936’da İspanya’daki iç savaşın başında atölye yağmalandı ve yakıldı; maketlerin, alçı modellerin ve çizimlerin büyük bölümü yok oldu. Bilgi kâğıtta değil maketteydi.

Eixample’ın köşeleri neden kesik?

Dar köşelerde at arabalarının ve tramvayların dönmesi zordu, ayrıca kesik köşe kavşağa daha çok ışık ve hava veriyordu. Planı hazırlayan mühendis ayrıca adaların yalnızca iki kenarının yapılaşmasını öngörmüştü; uygulamada dört kenar da doldu.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şehirler kategorisinden

Tümü →