Orta Amerika’da, iki okyanus arasında daralan kara şeridinin üzerinde küçük bir ülke. Kosta Rika’yı ilgi çekici kılan şey büyüklüğü değil, aldığı birkaç sıra dışı karardır.
Kısaca: Kosta Rika 1948’de ordusunu kaldırdı ve savunmaya ayrılan kaynağı eğitim ile sağlığa yönlendirdi. İkinci sıra dışı başarısı ormanla ilgili: ülkenin orman örtüsü 1980’lerde beşte bire kadar düşmüştü, bugün yarısından fazlası yeniden ormanla kaplı. Bu, dünyada ender görülen bir geri dönüştür ve nasıl yapıldığı öğretici. Ülke ayrıca yüzölçümüyle orantısız bir tür zenginliğine sahip — bunun da somut bir coğrafi nedeni var.
1948: Orduyu Kaldırmak
1948’de ülke kısa süren bir iç savaş yaşadı. Çatışmanın ardından iktidara gelen yönetim, beklenmedik bir karar aldı: ordu kaldırıldı ve bu karar sonraki yıl anayasaya yazıldı.
Gerekçe idealist olduğu kadar pratikti. Bölgede ordular, dış tehditten çok iç siyasete müdahale aracı olarak işlev görüyordu; darbeler yaygındı. Orduyu kaldırmak, bu riski ortadan kaldırıyordu.
Kaynak yönü de önemliydi: savunmaya ayrılan bütçe eğitim ve sağlığa aktarıldı. Ülkenin okuma yazma oranı ve sağlık göstergeleri, benzer gelir düzeyindeki ülkelerin belirgin biçimde üzerindedir.
Bu, ülkenin savunmasız olduğu anlamına gelmez: iç güvenlik ve sınır denetimi için silahlı polis birimleri vardır. Ayrıca dış politikada tarafsızlık ve uluslararası hukuka başvurma çizgisi benimsenmiştir.
Model her ülke için geçerli değildir — coğrafi konum, komşu ilişkileri ve bölgesel dengeler belirleyicidir. Ama Kosta Rika örneği, savunma harcamasının tartışılmaz bir zorunluluk olmadığını gösteren somut bir örnek olarak kalıyor.
Kaybedilen Ormanın Geri Gelmesi
20. yüzyılın ortasında ülkede hızlı bir orman kaybı yaşandı. Nedeni büyük ölçüde hayvancılıktı: et ihracatı için otlak açmak amacıyla orman kesiliyordu. Vergi ve kredi düzenlemeleri de araziyi “kullanmayı”, yani ağaçları kesmeyi teşvik ediyordu.
1980’lerin sonunda orman örtüsü ülkenin yaklaşık beşte birine kadar gerilemişti. Bu, dünyanın en hızlı orman kayıplarından biriydi.
Sonra eğilim tersine döndü. Bugün ülkenin yarısından fazlası yeniden ormanla kaplıdır. Bunu sağlayan şey tek bir tedbir değil, birkaç kararın birleşimiydi:
- Ters teşvikler kaldırıldı. Orman kesmeyi kârlı kılan kredi ve vergi düzenlemeleri sona erdirildi, izinsiz kesim yasaklandı.
- Koruma alanları genişletildi. Ülke topraklarının önemli bir bölümü milli park ve koruma statüsüne alındı.
- Ormanı ayakta tutana ödeme yapıldı. Bu, sistemin en özgün parçasıdır ve ayrıca açıklamayı hak ediyor.
Üçüncü maddedeki fikir şudur: ayakta duran bir orman, sahibine doğrudan gelir getirmez — oysa topluma hizmet üretir: karbonu tutar, suyun düzenli akmasını sağlar, toprağı korur ve canlı çeşitliliğini barındırır.
Ülke bu hizmetler için arazi sahibine ödeme yapan bir sistem kurdu. Ormanını kesmeyen ya da ağaçlandıran toprak sahibi düzenli bir ödeme alır. Kaynağın önemli bir bölümü akaryakıt üzerinden alınan bir vergiden gelir — yani karbon salan taraf, karbonu tutan tarafa ödeme yapar.
Sistem uluslararası düzeyde çok incelendi ve başka ülkelerde denendi. Eleştiriler de var: ödemelerin bir bölümünün zaten kesilmeyecek ormanlara gittiği, küçük arazi sahiplerinin sisteme erişmekte zorlandığı ve bazı bölgelerde tek tür ağaçlandırmanın doğal ormanın yerini tutmadığı belirtiliyor.
Yine de temel sonuç değişmiyor: orman kaybı geri döndürülebilir bir süreçtir ve bunun için ekonomik teşviklerin yönünü değiştirmek gerekir.
Neden Bu Kadar Çok Tür Var?
Kosta Rika, dünya kara yüzeyinin çok küçük bir bölümünü kaplamasına rağmen bilinen türlerin kayda değer bir oranını barındırır. Bu yoğunluğun üç somut nedeni var.
- Kara köprüsü olması. Orta Amerika, Kuzey ve Güney Amerika’yı birleştirir. Bu bağlantı kurulduğunda iki kıtanın canlıları birbirine karıştı; bölge, kuzey ve güney kökenli türlerin kesişme alanı oldu.
- Yükselti farkı. Ülkede deniz seviyesinden üç bin metrenin üzerine çıkan dağlar vardır. Yükseklik değiştikçe sıcaklık ve nem değişir; bu da kısa mesafede üst üste sıralanmış farklı yaşam kuşakları demektir.
- İki okyanus. Pasifik ve Atlantik kıyıları farklı yağış rejimlerine sahiptir; dağ sırası ikisini birbirinden ayırarak ayrı iklim bölgeleri oluşturur.
Bu üçü bir araya gelince, birbirinden çok farklı ortamlar birkaç saatlik mesafede sıralanır: yağmur ormanı, bulut ormanı, kuru orman, mangrov ve yüksek dağ çayırı.
Ülke elektriğinin neredeyse tamamını yenilenebilir kaynaklardan — ağırlıkla hidroelektrik, jeotermal ve rüzgârdan — üretir. Buna karşılık ulaşım hâlâ büyük ölçüde akaryakıta dayanır; yani “tamamen karbonsuz ülke” nitelemesi elektrik için doğru, ekonominin tamamı için değildir.



